Bir is adaminin cok salak bir oglu varmis. Babasi hangi işe soksa berbat etmis. En sonunda bir sosis fabrikasi kurmus ogluna ve makinanin basina getirmis.
Bak oglum, öküzü koyuyosun diger taraftan sosis cikiyo, cok kolay demis.
Cocukta salak salak bakip; peki sosis koysak öküz cikarmi baba demis.
Baba sinirlenerek başını iki elinin arasına almış ve cvp vermiş.
Malesef oglum, o teknoloji sadece ananda var, sosis koyuyosun senin gibi öküz cikiyo..
19 Eylül 2011 Pazartesi
Sosis-Okuz Rabitasi
18 Eylül 2011 Pazar
Goz goze olmaktan cok, omuz omuza, sirt sirta olmak degerlidir, guvenlidir. Ilke
Hic yuz yuze gelmemis olsak da, sirt sirta oldugumuzu hep hissederim. Gercek icin mucadele sirt sirta, omuz omuzadir.
12 Eylül 2011 Pazartesi
Damlaya Damlaya HES
Sana nice kelimeler biriktirdim
Cebimde
Gelip bir türlü almadığın
Sonra sorular biriktirdim
Sağdan soldan
Gelmediğin için cevapsız kalan
Sana kendimi biriktirdim
Tüm zaman ve mekanlarda
Sessiz kaldığım sorularda
İçten olmayan gülüşlerimde
Ağladığım yalnızlıklarında
Sana en çok seni biriktirdim aslında
Gelsen anlatırken susturamayacağın
Cümlelerimde
Yanımda
İçimde
Dışımda
Biriktim, doldum, taştım, sana...
Cebimde
Gelip bir türlü almadığın
Sonra sorular biriktirdim
Sağdan soldan
Gelmediğin için cevapsız kalan
Sana kendimi biriktirdim
Tüm zaman ve mekanlarda
Sessiz kaldığım sorularda
İçten olmayan gülüşlerimde
Ağladığım yalnızlıklarında
Sana en çok seni biriktirdim aslında
Gelsen anlatırken susturamayacağın
Cümlelerimde
Yanımda
İçimde
Dışımda
Biriktim, doldum, taştım, sana...
11 Eylül 2011 Pazar
Zeka ile Kurnazlik
Adami otele biraktiktan sonra eve nasil gidecegimi düşünmeye başladım. Süleymana beni eve atmasını istesem ne derdi acaba?
karşılıksız bir şey yapmazdı bu oğlan. Dünyaya sadece, simdi bu işte nasıl bir çıkar sağlarım diye bakıyordu.
Zeki degildi ama benzerlerinin çoğu gibi kurnazdı. Galiba Zeka ile kurnazlık ters orantılı. Biri azalırsa öteki artıyor.....
karşılıksız bir şey yapmazdı bu oğlan. Dünyaya sadece, simdi bu işte nasıl bir çıkar sağlarım diye bakıyordu.
Zeki degildi ama benzerlerinin çoğu gibi kurnazdı. Galiba Zeka ile kurnazlık ters orantılı. Biri azalırsa öteki artıyor.....
Serenad
Yürümeye başladık. Içimden gelmesine ragmen valizini taşımaya yardım etmeyi teklif etmedim. Çünkü bunu bir gencin yaşlıya yardımı degil de, müslüman bir kadının içine yerleşmiş kolelik duygusuyla geleneksel hizmet anlayışı olarak gormesinden çekiniyordum.
8 Eylül 2011 Perşembe
KİBİR İNSAN İLİŞKİLERİNİN ZEHİRİDİR!
Zen rahibi gerçeğe giden yolu bulabilmek için on yılını bir mağarada meditasyon yaparak geçirmişti. Bir öğleden sonra mağarasında dua ederken içeriye bir maymun girdi.
Rahip konsantre olmaya uğraşıyordu ama maymun iyice yanına yanaşmış, ayağından sandaletini almaya çalışıyordu.
''Kahrolası maymun!'' dedi rahip. ''Neden dualarımı bölüyorsun?''
''Karnım aç'' dedi maymun.
''Git buradan! Tanrı''yla iletişim kurmamı engelliyorsun!''
''Benim gibi zavallı bir yaratıkla bile iletişim kuramazken Tanrı''yla nasıl iletişim kurabilirsin ki'' dedi maymun.
Bunu duyunca kendinden utanan rahip özür diledi.
6 Eylül 2011 Salı
Çin malı bekâret
Geçen sene bir yerel haberde okumuştum. Çankaya Belediyesi’nin Tüketici Şikâyetleri Bürosu’na gelen başvurulardan biri, yetkilileri hayrete düşürmüş. Emekli bir devlet memuru, seks shop’tan aldığı şişme kadının parasının iadesini istiyormuş. Meğer kadını bakire diye satmışlar, o da sahte olduğunu görünce “Kan çıkmazsa para yok” diye dilekçe yazmış.
* * *1990’ların başında, meraklısı için, lateks tenli şişme bebeklerin bakireleri çıkmıştı.Bunların vajinasına yerleştirilen tek kullanımlık, ince boyalı, elastik zar, ilişkiden sonra “kanıyor”du.Belli ki naylon ilişkilerinde bile “İlk erkeği ben olmalıyım” derdinde olan amcabey, plastik yengeyi üfleyip vazelinledikten sonra beklenen kan gelmeyince infiale kapılmış, kız çıkmayan gelini baba evine yollar gibi, bozuk şişme bebeği de aldığı yere geri postalamıştı.Belki de onun boyasını daha önce bir başka erkeğin akıttığı zannıyla kızcağızın lateksini bıçaklamıştı.Patlama sesiyle ayılınca da Şikâyet Bürosu’na dalmıştı.
* * *Antalya’dan gelen bir haberden, uygulamanın şişme bebeklerle sınırlı kalmadığı anlaşılıyor.Gümrük Muhafaza ekipleri, Çin’den gelen bir kolide, 82 adet “yapay kızlık zarı” bulmuşlar.50 liradan satılan jelatin poşetler içindeki, polivinil alkol türevli bu kimyasal madde, sulu ortamda çözülüyormuş. Evlilik öncesi ilişkisi olan ve eşinin kendisini bakire sanmasını isteyen kadınlar, gerdek gecesi bunu kullanıp damadı kandırıyormuş.Zaten “ithalatçı” da ilk partiyi 3 kadın arkadaşının talebi üzerine getirtmiş. Daha önce de, 40 paket “yapay zar”ın gizlice ülkeye sokulup satıldığı belirlenmiş.Kim bilir o günden bu yana kaç yataktaki çarşafta, kaç çatıdaki bayrakta polivinil alkol dalgalanmıştır?
* * *Kandırmaca açısından renkli lensten, porselen dişten, botokslu ciltten farkı yok aslında; ancak kullanım alanı, “çakma zar”a toplumsal bir işlev yüklüyor.Tabii her Çin malında olduğu gibi burada da ürünün bozuk çıkma ihtimali insanı düşündürüyor. Gözünü kan bürümüş damatlar halvet gecesi durumdan kıllanırsa, çarşafı kapıp gelinin kan grubuyla karşılaştırmaya götürebilir; çarşafta polivinil alkole rastlanırsa torbadakinden daha fazla kan akabilir.Nitekim “Çin işi zar kanı”, daha ihraç edildiği Arap ülkelerinde ciddi sorun yaratmıştı. Mesela Mısır’da din adamları gençleri erken flörte, kadınları ihanete sevk eden “çakma zar”ın ithalinin yasaklanmasını, satanların ölümle cezalandırılmasını istemişti.
* * *Nerede bir saplantı varsa onu nakde çevirecek uyanıklar da oluyor. O sayede de bazen ağır meseleler için, basit icatlarla pratik çözümler geliştiriliyor.Batı’da kadınları asırlarca paslı bekâret kemerleri takmaya zorlayan, Türkiye’de nesillerdir kanlı cinayetlere yol açan bir toplumsal yaraya, 50 liralık kimyasalla çözüm aranmasına ve saplantılı erkeklerin Çin işi bir zarla kandırılmasına gülmeli miyiz, ağlamalı mı?Bizim emekli memurun, bir dahaki alışverişte her ihtimale karşı sepete bir de Çin işi yapay zar attığını düşünüyorum da, “Vay asrımızın haline” diye düşünmeden edemiyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)