27 Şubat 2011 Pazar

Mest Kim Husyar Kim

"Mey gibi her bir haramın sekri olsaydı eğer,
Ol zaman malum olurdu mest kim huşyar kim ?"

(İçki gibi bütün haramlar tesirini gösterseydi eğer, o zaman kimin ayık kimin sarhoş olduğu ortaya çıkardı.)

26 Şubat 2011 Cumartesi

Bu .......'dur.

Köy sakinleri yağmur duasına çıkmışlardı. Bütün köy ahalisi toplandı. İçlerinden sadece birinde şemsiye vardı.
Bu İNANÇ'tır.


Babalar bebeklerini havaya hoplatır, çocuklar gülmekten bayılır. Yere düşeceklerini akıllarına bile getirmezler. Çünkü babaları onu tutacaktır.
Bu GÜVEN'dir.

Yatağımıza girerken yarın uyanıp yaşamaya devam edeceğimize dair teminatımız yoktur. Ama yine de ertesi güne dair planlar yaparız.
Bu ÜMİT'tir.
Randevu yerine gecikince sevgililerden birisi, diğerinin geleceğini tahmin ettiği noktaya odaklanır ve saatlerce bekler.
Bu AŞK'tır.
Ve bu dördü varsa hayatınız güzeldir !

Benim Gibi


Gördüm yürüdüğüm yol benim gibi
Mecnun gibi bir Leyla’yı aradım
Sitemle yaralı çöl benim gibi

 

Varsa maharetin meydanıma çık
Yaralı avcıyım ceylanım kaçık
Gurbet tabutunda gözlerim açık
Eğer aşık isen öl benim gibi

 

Reyhani’yim hasret gözüm süzüldü
Göz gördü el yetmez bağrım ezildi
Kemiğim çürüdü derim üzüldü
Var mı bu alemde kul benim gibi
                                  
                                  Reyhani


Bir dertsiz diyara varmak istedim

Çocuklara Karşı SELF-CONTROL

Aile toplumsal yaşamın bir parçası olup, birlikte yaşamın temellendiği bir kurumdur.

Çocuğun kişilik gelişiminde anne babaların çocuklara karşı takındıkları olumlu ya da olumsuz

tutumlar önemli bir yer tutmaktadır. Çocuklarınızın davranışlarından aileleri olarak sizler

sorumlusunuz ve her an onlara model olmaktasınız. Onların kişiliklerine sizler şekil vermektesiniz.

Bunu bilerek davranmalı ve onlara uygun modeller olmalısınız.

Çocukluk döneminde ailenin kullandığı eğitim ve disiplin yaklaşımında otoriter ve aşırı

baskıcı tutumlar, konulan yasaklar çocuğu öfkeye sürükler. Ergenlik döneminde ise genç, iki temel

istek arasında bocalar. Bir taraftan ailesinden kopmak, bağımsız olmak isterken, diğer taraftan

güvensizlik ve yetişkinlerin desteğine duyulan ihtiyaç, çatışmalara bunun sonucunda da öfkeye

sebep olur.

Öfkelenmek denildiğinde genellikle insanların aklına olumsuz bir duygu gelir. Ancak

öfke sağlıklı ve normal bir duygudur. Sağlıksız olan öfkenin saldırganlığa dönüşmesidir.

Öfkeli, Saldırgan ve Şiddete Eğilimli Çocukların Özellikleri Nelerdir?

_ Evde, okulda ve çevrede sürekli sorun yaratırlar.

_ Yetişkinlerle sürekli çatışma içindedirler.

_ Yalnız olma ve reddedilme duygularına sahiptirler.

_ Okulda ilgi ve başarıları düşüktür.

_ Yazılarında, resimlerinde ya da konuşmalarında şiddet ifadelerine sık rastlanır.

_ Aşırı hareketlidir, kendilerini kontrol etmekte zorluk çekerler.

_ Farklı birey ve ortamlara uyum sağlamakta zorlanırlar.

_ Cezadan hiç etkilenmez ya da bir süre etkilenmiş görünürler.

_ Hep kendilerini haklı çıkarmaya çalışırlar.

_ İlgisizlikten hoşlanmazlar, sağlıklı yollarla alamadıkları ilgiyi olumsuz davranışlarıyla

almaya çalışırlar.

Çocukların Öfkeli, Saldırgan ve Şiddete Eğilimli Olmalarının Nedenleri Nelerdir?

_ Anne babanın aynı durum ve davranışlar karşısında çocuğa tutarsız davranması. (Birinin

takdir ettiği davranışı, diğerinin azarlaması gibi.)

_ Şiddet içerikli bilgisayar oyunlarının çocuk üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler.

_ Şiddet ya da suç içerikli davranışları olan arkadaşlarından etkilenme.

_ Bazı çocuklar kalıtsal olarak doğuştan daha öfkeli ve sinirli olabilirler.

_ Çocuğun aile içerisinde haksızlığa uğraması ve fiziksel cezaya maruz kalması.

_ Kardeşi ya da diğer çocuklarla kıyaslanması, çok sık eleştirilmesi ve çocuktan

yapamayacağı şeylerin beklenmesi.

_ Okul başarısızlığının yarattığı yetersizlik duygusu.

_ Sevgisiz ve hoşgörüsüz bir aile ortamında yetişmesi.

_ Ailenin sık sık öfkelenerek, isteklerini bu yolla gerçekleştirdiğini gören çocuklar,

öfkelenmeyince, kendilerinin dinlenmeyeceğini öğrenirler.

_ Sürekli bir hastalığı olan çocuk, hastalığı nedeniyle öfkeli ve saldırgan olabilir.

_ Duygu ve düşüncelerini sağlıklı yollarla ifade etmeyi bilmeyen çocuklar, öfkeli ve

saldırgan olabilirler.

Anne Babaya Öneriler

_ Şiddet içerikli herhangi bir davranışı asla NORMAL olarak değerlendirmeyin.

_ Çocuğunuzun seyrettiği programları, ilgilendiği alanları bilin ve gerektiğinde müdahale

edin. Çocuğunuz için olumsuz olduğunu düşündüğünüz T.V. programlarını sizde izlemeyin.

_ Sorunları şiddet yoluyla çözen bir model olmaktan kaçının. Ona vurmayın, kişiliğine

saldıracak sözler söylemeyin.

_ Anne baba olarak çocuğun yaşadığı sorunlarda, birlikte sorumluluk alın ve ortak bir

tutum içerisinde olun.

_ Çocuk öfkelenmesin diyerek, onun her istediğini yapmasına izin vermeyin.

_ Çocuğunuzun kimlerle birlikte, nerede olduğundan ve neler yaptığından haberdar olun.

_ Arkadaşlarını onaylamasanız bile, daha iyi tanımak ve kontrol altında tutmak için, ara

sıra evinize çağırın.

_ Çocuğunuza sorumluluklar verin ve onun sorumluluklarını yüklenmeyin.

_ Olumsuz davranışlarının ortadan kalkması için, iyi hissedecekleri bir faaliyet alanına

yönlendirerek, kendilerini daha etkili bir yolla ifade etmelerine yardımcı olun. (Spor, sanat ve

kültürel faaliyetlere yönlendirmek.)

_ Sürekli olumsuz davranışlarıyla ilgilenmek ve uyarmak yerine, olumlu davranışlarını da

görerek övün. Böylece kendini seven ve özgüveni yeterli çocuklar yetiştirirsiniz. Bu duygulara

sahip çocuklar, öfkelerini sağlıklı yollarla ifade ederler.

_ Çocuğunuzun söylediklerini dikkatlice dinleyin, onu dinlerken başka işlerle uğraşmayın.

_ Bağırarak ve olumsuz cümleler kullanarak onu asla küçük düşürmeyin.

_ Çocuğunuz öfkelendiğinde, sakin olun, ani tepkiler vermeyin, dinleyip anlamaya çalışın.

Sakinleştiğinde sorunla ilgili konuşun, öfkelenmeden sorunu nasıl çözebileceği konusunda

tartışın.

_ Suç kapsamına giren bir davranışta bulunduğunu öğrendiğinizde görmezlikten gelmeyin

ve hemen yardım alın. Gerekirse içinde bulunduğunuz çevreyi değiştirin.

Öfke ve saldırganlık ne kadar şiddetliyse durum o kadar önemlidir, önemseyin.

Çocuğunuza Karşı Kontrolünüzü Kaybedeceğinizi Hissediyorsanız;

_ Hemen durun ve sakinleşmek için bekleyen. Çocuğunuza çok öfkeli olduğunuzu ve

sakinleşene kadar bu konuyu konuşmak istemediğinizi söyleyin.

_ Problem ne? Kendi içinizde açıkça söyleyin ve yaşadığınız duyguyu bulmaya çalışın.

(kırgınlık, can sıkıntısı, endişe, korku vs.)

Ne hissettiğinizi bulduktan sonra düşünün. Şimdi ne yapabilirim? Zihninizde birkaç çözüm

bulun. Size ve karşınızdakine zarar vermeyecek en iyi çözümü seçin.

_ Eğer kızgınlığınız çok yoğun ise o an bir şey yapmayın, o ortamdan uzaklaşın.

Sakinleşene kadar orada kalın.

_ Daha sonra, sakin olduğunuz bir zamanda onunla görüşün, kendinizi ifade edin.

Çocuğunuz ne kadar kışkırtıcı olursa olsun, sükûnetinizi kaybetmeyin ve şiddete

başvurmayın. Unutmayın! Tüm bunları yapmakla, bir yandan onu ve kendinizi incitmekten

kaçınırken, diğer yandan da ona öfkenin nasıl kontrol edilebileceğini öğretmiş olursunuz

24 Şubat 2011 Perşembe

EŞEKLER GİBİ SEVİYORUM...tıkla

http://kitap-indir.blogspot.com/2011/02/essekler-gibi-seviyorum-erol-aykan.html

Sendedir Sende

Beni görüp yönün öte döndürme
Yine gitmez meylim sendedir sende
Yıkıp hilâl kaşlarını yere indirme
Günah sende değil bendedir bende

Şeker vardır dudağında dilinde
Arzumanım kaldı gonca gülünde
Sen bir padişâhsın hükmün elinde
Senin ile dâvam sendedir sende

                                     PSA

3 Şubat 2011 Perşembe

Aristo'dan Üç tespit-üç tavsiye


Pers İmparatorluğu'nu yıkarak Yunanistan'dan Hindistan'a kadar uzanan
büyük bir coğrafya parçasının hakimiyetini ele geçirip imparatorluk
kurmuş, eski Yunan uygarlığının doğuya yayılmasında etkili olmuş ve
efsanevi bir kahramana dönüşmüş olan Büyük İskender, felsefenin
duayeni sayılan ve batı düşüncesinin en önemli filozofundan biri olan
Aristo'ya bir mektup yazar ve kendisine görüş bildirmesini ister:

"Zapt Ettiğim Topraklardaki İnsanları Tahakkümüm Altında
Tutabilmek İçin Neler Yapmalıyım?"


1- Ülkenin İleri Gelen İnsanlarını Sürgüne mi Göndereyim?
2- Ülkenin İleri Gelen İnsanlarını Hapse mi Atayım?
3- Ülkenin İleri Gelen İnsanlarını Kılıçtan mı Geçireyim?

Aristo'nun tespiti şöyle olur:
1- Sürgünde Toplanıp Sana Karşı Başkaldırırlar,
2- Hapishaneler Militan Yuvası Olur, Kontrolden Çıkar,
3- Onlardan Sonraki Kuşak İntikam Hırsıyla Büyür, Tahtını Sallar.


Çözüm olarak da şu nasihati verir:
1- İnsanların Arasına Nifak Tohumları Ekeceksin,
2- Birbirleriyle Savaşınca Hakem Olarak Kendini Kabul Ettireceksin,
3- Ama Anlaşmaya Giden Bütün Yolları Tıkayacaksın.

1 Şubat 2011 Salı

*Abbas*


Cahit Sıtkı askerliğini yedek subay olarak yapmak üzere birliğine gider.
O yıllarda yedek subay sayısı az olduğundan her yedek subaya emir eri verilmektedir.
Birliğine gittiğinde bölük yazıcısından künye defterini ister.
Sırayla isimlere bakmaktadır bir isim dikkatini çeker. Abbas oğlu Abbas.
Sakat çolak eli yüzünden çürüğe ayrılmış biridir Abbas.
Talim bitiminde askerin yanına gönderilmesini ister. 
Öğle saatlerinde kapı çalınır. Karşısında civan mert yiğit biri selam çakıp;
-Abbas oğlu Abbas Emret komutan! der. 
Aralarında söyle bir konuşma geçer.
-Nerelisin? 
-Memleket Mardin, kaza Midyat komutan.
-Sen benim emir erim olur musun? 
-Sen bilir komutan!
Askere eşyalarını toplamasını ister ve kendi evinin altındaki boş yere taşınmasını ister. Zamanla askerin zekiliği sıcakkanlılığından etkilenir.
Abbas her sabah erkenden kalkar Cahit Sıtkı ' ya kahvaltı hazırlar.
Öğle yemeğini sormadan  hazırlar.
Tüm ihtiyaçlarını karşıdan bir istek gelmeden düşünüp yerine getirir.
Erkenden kalkıp Cahit Sıtkı ' nın kıyafetlerini ütüler hazırlar ve evin temizliğini yapar. Akşamları olunca Cahit Sıtkı ' nın sevdiği yemek ve mezeleri  hazırlar. 
Zamanla aralarında komutan asker ilişkisinden daha güçlü bir dostluk bağı oluşur.
Bu saf ve temiz Anadolu çocuğundaki sadakat ve temiz yürekten etkilenmiştir Cahit Sıtkı... 
Zaman zaman karşısına alıp dertleşir ve bu Anadolu çocuğunun ruhunda gizli şeyleri keşfeder... 
Akşamları rakı sofrası kurup en güzel kızartma ve mezeleri hazırlar Abbas...
Aralarındaki duygu bağları güçlenir. Böyle bir keyif geçesi akşamında alkollü Cahit Sıtkı sorar; 
-Sen İstanbul ' u bilir misin Abbas?
-Bilir komutan. 
-Orda bir Beşiktaş var bilir misin?
-Bilir komutan! Ben orda acemi birlikteydim. 
-Orda benim bir sevgilim var. Sen bana kaçırıp onu getirir misin?
-Elbet komutan! 
Sabah olur Cahit Sıtkı bakar ki. Abbas yeni asker kıyafetleri giymiş, tıraş olmuş hazırlanmış. 
Cahit Sıtkı sorar; 
-Hayırdır Abbas neden böyle hazırlık yaptın?
-Ben istanbul a gidecek komutan! 
-Ne yapacaksın sen İstanbul da?
-Sen söyledi bana. Ben gidecek sana Sevgiliyi getirecek! 
Gözlerindeki hüznü ve gözyaşlarını gizlemek istercesine arkasını dönüp kapıyı çarpar ve çıkıp gider Cahit Sıtkı... 
Fakat bu mert askerin, yüreği sevgi dolu Anadolu çocuğunun samimiyeti ve sıcaklığından duygulanır. 
Akşam olur. Ağaç altında rakı sofrası kurdurur ve Abbası karşısına oturtur.
Birlikte yer içerler ve Cahit Sıtkı o meşhur şiirini kaleme döker!...... 
Haydi
abbas, vakit tamam; 
Akşam diyordun işte oldu akşam. 
Kur bakalım çilingir soframızı; 
Dinsin artık bu kalp ağrısı. 
Şu ağacın gölgesinde olsun; 
Tam kenarında havuzun. 
Aya haber sal çıksın bu gece; 
Görünsün şöyle gönlümce. 
Bas kırbacı sihirli seccadeye, 
Göster hükmettiğini mesafeye 
Ve zamana. 
Katıp tozu dumanı, 
Var git, 
Böyle ferman etti Cahit, 
Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş ' tan;
Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.