Yaşam Koçunuz Diyor ki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaşam Koçunuz Diyor ki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ekim 2011 Pazartesi

Asya'da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzak vardır.

Bir Hindistan cevizi oyulur ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanır.
Hindistan cevizinin altına ince bir yarık açılır ve oradan içine tatlı bir yiyecek konur. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı büyüklüktedir. Yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramaz. Maymun tatlının kokusunu alır, yiyeceği yakalamak için elini içeri sokar, ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkarması olanaksızdır.
Sıkıca yumruk yapılmış el, bu yarıktan dışarı çıkmaz. Avcılar geldiğinde maymun çılgına döner, ama kaçamaz. Aslında bu maymunu tutsak eden hiçbir şey yoktur. Onu sadece, kendi bağımlılığının gücü tutsak etmiştir. Yapması gereken tek şey, elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihninde açgözlülüğü o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür.
Bizleri de tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız ve zihnimizde onlara bağımlı oluşumuzdur. Yapmamız gereken; elimizi açıp benliğimizi, bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla hür olmaktır!
Bu örnekle benzeştirirsek; ben, sahip olduğumuzu düşündüğümüz her şeyin bizim için birer tuzak olduğunu fark etmediğimizi düşünüyorum:
-- Çoğunlukla konuşmaktan fazla bir özelliğini kullanmadığımız son model cep telefonlarına sahip olmak,
-- Ortalama 15 m2´sini kullandığımız ama kullandığımız alandan 10-20 kat büyük evlere sahip olmak,
-- Belki bir kez giydikten sonra çok uzun sure dolabımızın bir köşesinde unuttuğumuz günün modasına uygun giysilere sahip olmak,
-- Okumadığımız kitaplara sahip olmak,
-- Asla kadranın gösterdiği sürate ulaşamayacağımız en süratli arabaya  sahip olmak,
-- Bize günde 3-5 kez zamanı, başkalarına sürekli zenginliğimizi gösteren kol saatlerine sahip olmak,
-- Vakit bulup gidilemeyen, gidilse bile dinlendirmekten çok uzak; tabiri caizse yorgunluktan haşatımızı çıkaracak deniz kenarına yakın bir yazlık, bir dinlence evine sahip olmak,
-- Vaktimize, nakdimize, aklımıza, çenemize zarar verse bile bir futbol takımı taraftarlığına sahip olmak,
-- Oturmadığımız koltuk takımları, izlemediğimiz dev ekran televizyonlar; kullanmadığımız, faydalanmadığımız daha nelere sahip olmak... Ya da sahip olduğumuzu sanmak...
O maymun gibi; avucumuzda tuttuğumuz sürece (faydalanamasak bile) sahip olduğumuzu sanmıyor muyuz? Ve ancak parmaklarımızı gevşetip bunlardan vazgeçtiğimiz zaman gerçekten özgür olup tüm yeteneklerimizi kullanabilir hale gelmeyecek miyiz?
Aslında biz bu dünyaya sahip olmaya değil, şahit olmaya gelmişiz.
Ah bunu bir anlayabilsek.

11 Eylül 2011 Pazar

Zeka ile Kurnazlik

Adami otele biraktiktan sonra eve nasil gidecegimi düşünmeye başladım. Süleymana beni eve atmasını istesem ne derdi acaba?


karşılıksız bir şey yapmazdı bu oğlan. Dünyaya sadece, simdi bu işte nasıl bir çıkar sağlarım diye bakıyordu.


Zeki degildi ama benzerlerinin çoğu gibi kurnazdı. Galiba Zeka ile kurnazlık ters orantılı. Biri azalırsa öteki artıyor.....

26 Şubat 2011 Cumartesi

Bu .......'dur.

Köy sakinleri yağmur duasına çıkmışlardı. Bütün köy ahalisi toplandı. İçlerinden sadece birinde şemsiye vardı.
Bu İNANÇ'tır.


Babalar bebeklerini havaya hoplatır, çocuklar gülmekten bayılır. Yere düşeceklerini akıllarına bile getirmezler. Çünkü babaları onu tutacaktır.
Bu GÜVEN'dir.

Yatağımıza girerken yarın uyanıp yaşamaya devam edeceğimize dair teminatımız yoktur. Ama yine de ertesi güne dair planlar yaparız.
Bu ÜMİT'tir.
Randevu yerine gecikince sevgililerden birisi, diğerinin geleceğini tahmin ettiği noktaya odaklanır ve saatlerce bekler.
Bu AŞK'tır.
Ve bu dördü varsa hayatınız güzeldir !

30 Ocak 2011 Pazar

Bugün Son Gününüz Olsaydı

Sabah erken kalk. Sabah namazını dualarını yüksek sesle okuyarak kıl. Kendinden gayrı içinden gelen herkese dua et. (namaz kılmıyorsan eğer sessiz bir köşeye çekil.) Sonra sakince otur ve odaklan. "Eğer bugün benim son günüm olsaydı ne yapardım?" sorusuna cevap ara...
Burada anahtar, bu sorunun gerçek anlamını yakalamaktır.
Zihninde;
-yapacağın her şeyin,
-arayacağın insanların,
-keyif alacağın anların listesini yap,
-ailene, arkadaşlarına ve yabancı insanlara nasıl davranacağını zihninde canlandır, hayal et,
-21 gün süreyle bunu her sabah ve aynı saatte yapmaya dikkat et...

Her gününü son gününmüş gibi yaşadığında, yaşamının sihirli bir hale dönüştüğüne inanamayacaksın.